Sözlerin Ötesine Bakmak

meblog1Hepimiz günlük hayatımızda ve iş dünyamızda konuşuruz. Konuşmak sözler üzerinden düşünmektir. Her kelimenin yüklendiği bir anlam bütünü, işaret ettiği bir nesne vardır. Biz kelimelerin zihnimizde yarattığı sembollerle anlaşırız. “Masa”ya masa yerine “Migo” deseydik, konuşurken bu kelimenin yarattığı sembole alışırdık ve masa kelimesi bize yabancı gelirdi.
İnsanlar böyle anlaşır: Zihinlerde beliren sembollerle.
Konuşmalar ve sözcükler sıradanlaşırsa konuşmak bir yük haline gelir. Sözler zihne çarpıp geri döner. O nedenle entelektüel insanlar gerekmedikçe konuşmazlar. Aydın insanlar sözlerin beyinde yarattığı zihin açıcı etkinin farkındadır. Türkçe’de sıkça kullanılan “boş konuşmak”, “kahvehane sohbeti” ya da gençlerin kullandığı şekliyle “geyik muhabbeti” akıllı ve zamanı dar insanların uzak olduğu işlerdir.
Size kelimelerin ötesine geçmeyi öneriyorum.
Bunun için daha çok okumak, sözcük dağarcığınızı geliştirmek, düşünerek ifade etmek şarttır. İşi insanlarla konuşmak ve iletişim kurmak olan pek çok profesyonel kelimelerin gücünü küçümser. Kelimeler bir yiğidin kellesini alabilir. Ama aynı kelimeler hamam duvarlarında yankılanarak kaybolur gider. “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” güzel bir Anadolu deyişidir.
Sözcüklere hükmetmek için onların asıl anlamlarını bilmek gerekiyor. Ama Türkiye’de karşılaştığımız çok sayıda profesyonelin bunu bilmediğini görüyoruz. Bunun nedeni açık: Az okumak, kalitesiz okumak. Edebiyat kitapları ve başta şiir, bize kaliteli okumayı getirir. Her şair sözcüklerden tasarruf ederek en etkili sözleri karşınıza serer. Roman ve öykü yazarları sahip oldukları binlerce kelimelik dağarcığı hizmetinize sunar.
Sadece ders kitaplarını okuyarak mezun olmuş bir mühendis konuşurken derdini anlatamayabiliyor. Akaryakıt istasyonundan benzin alırken pompacı ile anlaşamayan yöneticiler var. Türkçe konuşuyorlar ama konuştukları dil Türkçe’nin en basit ve yüzeysel halini andırıyor. Derinlik yok, estetik yok ve güzellik yok. Aynı yöneticinin pompacıya “full doldur” demesi bu nedenle şaşırtıcı olmuyor.
Basın toplantısında konuşan üst düzey bir ekonomist “1984’lü yıllar” diye cümle kuruyor. Herhalde takvimde 1984 yılından birkaç tane var.
Sanırım yerine “sanırsam” diyenler de duyduk.
“İade etmek” yerine “geri iade” diyenler de. Örnekler çoğaltılabilir.
Albert Einstein “mantığınızı kullanarak A noktasından B noktasına varabilirsiniz; hayalinizi kullanarak her yere” diyor.
Biz de sözcüklerin hem asıl anlamlarını hem de hayalimizde yarattığı sembollerle bir şirketi her yere taşıyabiliriz.
Steve Jobs işe hayal kurarak başladı. Bu hayali kurarken bir plazanın 14’üncü katında değil, bir garajın içindeydi.
Önce hayal kurun. Şiir okuyun. Sonra sahip olduğunuz kelimelerin o hayalin peşinden gitmesine izin verin. Savaşa hazır olursanız kılıcınız size uyar.

Murat Erdin