İnovasyon Haftası 2016

ankaraweb

Her yıl düzenli olarak yapılan İnovasyon Haftası bu yıl 4-5 Mayıs 2016 tarihlerinde Ekonomi Bakanlığının koordinatörlüğünde Ankara’da yapılıyor.

Son yıllarda iş dünyasının gündemi, zaten inovasyon ile öylesine dopdolu ki İnovasyon Haftasında yapılan onca etkinlik neredeyse dikkat bile çekmiyor. Devlet tarafından verilen teşvikler, hibeler,kalkınma ajansları, üniversiteler, konferanslar, teknoloji merkezleri, kuluçka merkezleri… hepsi inovasyon için seferber olmuş durumda.

İnovasyon Haftası organizatörlerinden Türkiye İhracatçılar Meclisi‘nin başkanı Mehmet Büyükekşi demiş ki: “Küresel İnovasyon endeksinde İsviçre, İngiltere ve İsveç ilk 3 sırayı paylaşan ülkeler. Türkiye ise 58. sırada. Türkiye olarak hedefimiz çok büyük.”

Gerçekten de Türkiye ekonomisini kurtaracak olan can simidi ‘inovasyon’. Peki ülke olarak biz inovasyona hazır mıyız? “İnovasyona hazır olmak” ne demek?

“İnovasyon”, yaratıcı düşüncenin pazarlanabilir bir ürüne veya sosyal katma değer sağlayan bir projeye dönüşmesine verilen isim. (Kelimenin Türkçe karşılığı “yenilik” daha genel bir anlam ifade ettiği için Türkiye’de yaygın olarak “inovasyon” kullanılıyor).

“Yaratıcı düşünce” ise, alışılmışın dışına çıkarak, kalıpları kırarak olaylara bambaşka bir açıdan yepyeni bir gözle bakabilmek, baktığını görebilmek ve gördüklerini birbiriyle değişik şekillerde ilişkilendirebilmek demek.

Yaratıcılık doğuştan geldiği gibi yöntem, beceri ve öz güven eğitimleriyle sonradan da öğrenilebiliyor. Bu da ancak iddialı ve gerçekçi hedefler koyarak ve bunların peşinden sonuç-odaklı şekilde giderek mümkün olabilir.

Yaratıcı bireylerin karakteristik özellikleri şöyle sıralanabilir: Heves, sıra-dışı düşünme, tükenmeyen çocuksu bir merak duygusu, öz güven, risk alabilme, deneysellik, hatalara farklı gözle bakabilme, iyimserlik, ısrarcılık ve ön yargılardan arınmış bir zihin.

Bireylerin yukarıda sıraladığım karakteristik özelliklere sahip olarak yetişmesi ve yaşaması için
yaratıcılık kültürünün sağlam şekilde ülkemize yerleşmesi gerekiyor.

Yaratıcı toplum olmak, sosyolojik bir dönüşümü gerekli kılıyor. Dönüşüm, kurumsal hayatın temeli ailede başlayıp okullarda, iş yerlerinde, yaşamımızı düzenleyen tüm kurallarda hayat bulmalı.

Yaratıcı fikirler, toplumun her kesimindeki her insandan çıkabiliyor. Ancak bu fikirler kayda alınmazsa, doğru ve bilinçli şekilde işlenmezse yok olup gidiyor. Sistemetik çalışan kurumlarda ise, ‘sistem anlayışı’ bir araç değil amaç haline geldiğinden ve kemikleşen katı kurallar nedeniyle yaratıcı fikir kıtlığı yaşanabiliyor. Bu bir kısır döngü. İnovasyonda başarılı bir toplumdan bahsetmek için, iki olguyu bir araya getirebilmek gerekiyor.

Önümüzdeki İnovasyon Haftasının program içeriği oldukça zengin görünüyor. Katılan herkesin ve ülkemizin ücretsiz yapılan bu etkinliklerden sonuna kadar faydalanmasını dilerim.

Burcu Yularcı